TÜRK HALKLARI

2008-05-28 13:17:00

Türk halkları Türk halkları (Tatarca: Törki xalıqlar; Özbekçe: Turkiy xalqlar), Avrasya'da geniş bir coğrafyada dağınık olarak yaşayan ve Türk dilleri ailesine mensup çeşitli dil ve lehçeleri konuşan halk grubudur. Bazı tarihsel ve kültürel ortaklıklara sahiplerdir. Türk dilleri, Altay dilleri ailesinin bir alt kolunu oluşturur. Türk halklarının büyük bir çoğunluğu 10. yüzyıldan itibaren İslam dinini kabul etmiştir. Ancak Gagauzlar, Çuvaşlar ve Sahalar gibi Hıristiyanlığın Ortodoks koluna mensup olan, Altaylar gibi geleneksel çoktanrılı dinlerini sürdüren Türk toplulukları da vardır. 19. yüzyıldan itibaren Türk kavimlerinin ortaklıklarını vurgulayan siyasi ve kültürel düşüncenin adı Türkçülük'tür. Coğrafi dağılımı Günümüzde Türk halklarının toplam nüfusu 250 milyon dolayındadır. Türkiye Türkleri bu toplamın yarıya yakın bir bölümünü oluştururlar. Türk dillerini ikinci dil olarak konuşanların sayısı 30 ila 50 milyon arasında tahmin edilmektedir. Sovyetler Birliğine dahil olan cumhuriyetlerin bağımsızlıklarını kazanmasıyla birlikte, Türk dillerini egemen ve resmi dil olarak kabul eden devletlerin sayısı altıya çıkmıştır. Bu ülkeler Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan'dır. Türkiye tarafından bağımsız bir ülke olarak tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin dili de Türkçedir. Yukarıdaki ülkelerden başka, Rusya, İran, Çin, Tacikistan ve Afganistan'da Türk dilleri konuşan azınlıklar önemli bir sayı tutarlar. Osmanlı Devleti'nin yayılma alanında bulunan Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya ve Irak'ta Türkçe konuşan azınlıklar bulunur. Ayrıca modern dönemdeki işçi göçleri sonucunda, Almanya, Hollanda, Fransa ve İsveç gibi Avrupa ülkelerinde önemli Türk toplulukları oluşmuştur. Diğer Ülkelerdeki Türk Halkları Yukarıda anılan bağımsız devletler dışında, Rusya Federasyonu'na ait olan bazı özerk cumhuriyetlerde Türk dilleri resmi dil veya resmi dillerden biri konumundadır: Altay, Başkurdistan, ... Devamı

30. Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği

2008-05-12 13:29:00

30. Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği Gala Programının Ardından Tarihçe 1979 yılının Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Çocuk Yılı olarak ilân edilmesi üzerine, TRT Ankara Televizyonu Çocuk Programları Müdürü Tekin Özertem ve Yardımcısı Canan Arısoy tarafından bütün dünya çocuklarını kucaklamayı amaçlayan bir proje hazırlanmıştır. Bu proje, TRT Kurumunun üst yönetimi tarafından benimsenince organizasyon çalışmalarına başlanmış, böylece TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği’nin birincisi 23 Nisan 1979’da, Türkiye’de 5 ülkenin katılımıyla kutlanmıştır. Bunlar; SSCB, Irak, İtalya, Romanya ve Bulgaristan idi. TRT Uluslararası 23 Nisan Şenliği, artık her yıl yaklaşık 50 ülkenin katılımıyla kutlanmaktadır. 1979’dan 2000’e kadar başkent Ankara’da düzenlenmiştir. Daha sonraki yıllarda ise İzmir, İstanbul, Ankara ve Antalya gibi Türkiye’nin çeşitli büyük şehirlerinde kutlanmaya devam etmiştir.   23 Nisan 2000 Şenliği’ne onur konuğu olarak Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın eşi Nane Annan katılmıştır. Gala günü mikrofona davet edilen Bayan Annan, Türkiye’de bulunmaktan ve kutlamalara katılmaktan mutluluk duyduğunu belirtmiş, eşi Kofi Annan’ın selâmlarını iletmiştir. Bayan Annan ayrıca çocukların isteklerine, bütün dünyayı “Evet” demeye davet etmiştir. Bu konuşmadan sonra 18 Nisan’da düzenlenen Uluslararası Çocuk Kongresinde çocuklar tarafından onaylanan “40 Ülke Çocuklarının Ortak Deklârasyonu” İngilizce ve Türkçe okunmuş, bu deklârasyon BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a iletilmek üzere Nane Annan’a sunulmuştur.  Gala Programı Organizasyonu  Uluslararası şenliğe 8-14 yaşları arasındaki çocuklar katılmaktadır. Program yaklaşık 16 Nisan’dan 26 Nisan’a kadar olan süreci kapsamakta, çağrılan gruplar ortalama 20 çocuk ve 6 yönetici liderden oluşmaktadır. Konuk çocuklar, şenliğin yapılacağı kente 15 Nisana kadar gelmi... Devamı

Türkçe'nin Dünyadaki Yeri

2008-05-01 12:41:00

Türkçe’nin Dünyadaki Yeri   Dünyanın ilk dili ve alfabesi olan Mu Alfabesinden daha önce bloğumda bahsetmiştim. Yaklaşık yüz milyon civarındaki bir insan kitlesi bundan 70 bin yıl evvel sadece mu dilini konuşuyordu. Mu alfabesinin Maya, Mısır ve Uygur alfabesiyle benzerlikleri Mu insanlarının Türk olduğunu ve bu alfabenin ilk Türkçe alfabe olduğunu ispatlıyordu. O halde diyebiliriz ki; dünyanın ilk dili Türkçe idi. Günümüze baktığımızda dünyada yaklaşık beş bin dil konuşuluyor. Bu diller elbetteki birbirine bağlantılı olarak bir aile kütüğü oluşturuyor. Yani 70 bin yıl evvel sulara gömülen Mu kıtasından kurtulan insanlar, dünyanın farklı coğrafyalarına giderek orada kurdukları kolonilerde bildikleri dilin yanında, yeni kelimeler ve jargonlarla dillerini değiştirmişlerdi. Böylece bugün dünya üzerinde beş bin civarında dil doğmuş oldu. Altı milyarı aşkın dünya nüfusun yaklaşık iki milyarını oluşturan Çinliler; Çince konuşuyorlar, bir milyarı aşkın Hintliler; Hintçe konuşuyorlar, ekonomiyi ve gücü elinde tutan ABD; dünyanın tamamına yakınını İngilizce konuşmaya zorlamış durumda ve ayrıca 18-19.yüzyıllarda yaptığı sömürgelerle bugün dünyanın 1/3 nü İspanyolcaya bağlayan İspanya’yı da unutmamak gerekir. Bugün Türkçe bu dil sınıflanmasında nerde bulunuyor ona bir bakalım. Ama önce 250 milyonu aşkın insanın kullandığı Türkçe’yi tanıyalım. Türk dilleri veya Türk lehçeleri olarak Doğu Avrupa'dan Sibirya ve Çin'in batısına kadar uzanan bir alanda ana dil olarak 180 milyon kişi tarafından, ikinci dil olarak konuşanlar da sayılırsa 250 milyon kişi tarafından konuşulan, birbirleri ile çok yakın akraba olan ve 40 ayrı yazı diline bölünen bir dil grubu tanımlanır. Türk dilleri Altay dilleri ailesine aittir. En çok konuşulan Türk dili, Türkiye Türkçesidir. Türk dillerini diğer dil ailelerinden farklı kılan mühim bir özelliği, konuşucularının uzun süre göçebe olarak yaşamışlığı ve bu yüzden bu dillerin sürekli birbirlerinden etkilenmiş olmal... Devamı

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

2008-04-22 19:37:00

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, TBMM'nin 23 Nisan 1920 günü kurulmasının onuruna, TBMM tarafından sadece Türk çocuklarına değil, bütün Dünya çocuklarına hediye edilen, her yıl 23 Nisan günü kutlanan, Türkiye'nin milli bayramıdır. 23 Nisan, TBMM'nin açılışı ve dolayısıyla da halkın yönetime tam anlamıyla hakim olmasının ilk günü olduğu için ulusal egemenlik açısından da önemli bir anlam taşır.    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, tüm Dünya çocuklarına ithaf edilmiştir. İstanbul'un işgalinden üç gün sonra, Atatürk 19 Mart 1920 tarihinde bildiri yayımladı. Bildiride, "olağanüstü yetkiler taşıyan bir Meclisin Ankara'da toplanacağı, Meclis'e katılacak üyelerin nasıl seçilecekleri, seçilenlerin en geç onbeş gün içinde yapılması gereği, kesin ve kararlı ifadelerle yer alıyordu. Ayrıca, dağılan Meclis-i Mebusan'ın üyeleri de Ankara'daki Meclis'e katılabileceklerdi. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş temelleri Ankara'daki bu ilk tarihi binada atıldı. Birinci Meclis Binası, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın yönetim yeri olarak pek çok tartışma ve millî kararlara sahne oldu: Bu yapı bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak, ilk yılların anılarını sergiliyor. İllerde seçilen temsilciler ve Meclis-i Mebusan'ın bir kısım üyeleri Ankara'ya geldiler. Ankara'nın o günkü şartlarında Meclis'in toplanabileceği elverişli bir bina yok gibiydi. Sonunda, İkinci Meşrutiyet döneminde, İttihat ve Terakki Cemiyeti kulübü olarak yapılmış tek katlı bir bina uygun görüldü. Eksik kalmış yapı tamamlandı, okullardan toplanan ve halkın katkısıyla sağlanan eşyalarla donatıldı. Hazırlıklar tamamlanınca, Atatürk 21 Nisan'da yayınladığı ikinci bir bildir ile, Meclis'in 23 Nisan günü toplanacağını ve açılış töreninin nasıl yapılacağını duyurdu. 23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara'da bulunan herkes Meclis Binası çevresinde toplandı. Halk, kendi kaderine sahip çıkmanın coşkusu içindeydi. Hacı B... Devamı

Türk Birliği İle İlgili Yapılan Çalışmalar

2008-04-11 16:53:00

    Türk Birliği İle İlgili Yapılan Çalışmalar   XX. yüzyılın ilk yarısında iki büyük savaş gören dünya, yaşanan felaketlerden ders alarak ikinci yarısından itibaren birleşme yollarına girdi. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, OECD, NATO ve AGİK gibi çeşitli organizasyonlar kuruldu. Bu organizasyonların asıl amacı, savaş tehlikesine karşı birbirlerini korumak, kollamaktı. Ekonomik kalkınma ikinci plandaydı.   90’lı yıllarda Doğu Bloğu (Komünizm yanlısı) ülkeler bir bir dağılmaya başladı. Ve genişlemek isteyen Avrupa Birliği bu ülkelerin birçoğunu kayıtsız şartsız birliğe dahil etti. Doğu Avrupa’daki devletlerin birliğe girmesiyle gelecekleri güvence altına alınmıştı. Oysaki 1990 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla ortaya çıkan Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan gibi Türk Cumhuriyetleri yalnız bırakılmak istendi. O halde Türk Dünyası 250 milyonu bulan nüfusuyla Türkiye'nin sorumluluğu altındadır. Türkiye üzerine düşen görevi yapmakta fakat bu süreç çok yavaş ilerlemektedir. Türk Birliği ile ilgili ilk atılımlar başlangıçta tüm Türk dünyasında sevinçle karşılansa da, bu organizasyonun kurulumu henüz netlik kazanmamıştır. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in bağımsızlığın ilanından sonra İstanbul'da yaptığı konuşma, Türk Cumhuriyetleri'nin bu beklentisini ve geleceğe yönelik umutlarını yansıtması bakımından son derece önemlidir:“Ancak bahar sellerini ne kadar engellemeye, önüne bentler çekmeye çalışırsanız çalışın, su yine de kendi yolunu açacaktır. İşte tarih nehri ile de aynısı olmuş ve ‘soğuk savaş' engelini yıkan tarih insanlık kanunlarıyla belirlenen esas yatağına dönmüştür... Halklarımız arasında karşılıklı anlayış ve güven duygusu oluştu. Dostluk etkili bir işbirliğinin en güvenilir garantisidir. Bu durum bizi umutlandırıyor.” Yaklaşık 17 yıllık bir çalışmanın sonucunda neler yapılmış ve yapılmakta bir onlara göz atalım: Yapılan... Devamı